Arama

2020 Patara Yılı

Kültür ve Turizm Bakanlığı, turizmde Türkiye’nin kültürel ve tarihi değerlerini ön plana çıkarmak amacıyla her yıl yeni bir tema belirliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2020 yılı teması olarak belirlenen Patara, binlerce yıllık tarihi, çölleri aratmayan kumsalı ve dünyanın en eski meclis binası ile büyüleyici bir yolculuk için sizi bekliyor.

Likya’nın Başkenti

Türkiye’nin güneybatısında bulunan Teke Yarımadası’nı yurt olarak seçen Likyalılar, özgün bir kültür meydana getirmişler; bu güzel kıyılardaki yerleşimleri ile tarihin akışını değiştirmişlerdir. Mısır ve Hitit kaynaklarında “Lukka Ülkesi” olarak geçen bu toprakların en önemli kentlerinden olan Patara, M.Ö. 168 yılında kurulan Likya Birliği’nin ve ardından Roma İmparatorluğu Dönemi’nde M.S. 43’te kurulan Likya Eyaleti’nin başkentliğini yapmış, zenginliği ile tüm bölgenin gözdesi olmuştur.

Zafer Takı

Patara’nın sembolü diyebileceğimiz bu anıt M.S. 1. yüzyıl sonlarına tarihlendirilir. 19 metre uzunluğunda ve 10 metre yüksekliğindeki Tak’ın üzerinde, dönemin valisi ile ailesini onurlandıran bir yazıt bulunur. Kente girişin simgesi olan Tak’ın bir diğer önemi, Patara’nın su ihtiyacını karşılayan kanal sisteminin de önemli bir parçası olması.

Ayakta Kalan En Eski Deniz Feneri

2 bin yıl önce, İmparator Nero tarafından Patara Limanı’na yaptırılan Fener, “günümüze kadar gelebilmeyi başarmış en eski deniz feneri” unvanına sahip. Orijinali 12 metre olan, günümüze ise yaklaşık 4,5 metrelik kısmı ulaşabilen Fener, limanın kumlarla dolmuş olması nedeniyle kıyıdan yaklaşık 500 m. içeride kalmış durumda. Üzerindeki yazıtta denizcilerin selameti için M.S. 64/65 yıllarında yaptırıldığı yazılı.

Kadim Şehir

M.Ö. 13. yüzyıla ait Hitit metinlerinde “Patar” olarak anılan Patara, tarih boyunca önemini yitirmemiş; sahip olduğu limanıyla uzun yıllar bölgenin Akdeniz’e açılan kapısı olmuştur. Gerek konumu gerekse iklimsel özellikleri sayesinde deniz ticaretinin değişmeyen duraklarından olan limanı, Patara’nın gelişmesinin başlıca nedenidir. Yerleşim, liman çevresinde şekillenmiş ve zenginleşmiştir. Pers egemenliğinin ardından Büyük İskender tarafından fethedilen, sonraki yıllarda deniz üssü olarak hizmet veren Patara, en parlak yıllarını Roma Dönemi’nde yaşamış; Erken Hristiyanlığın piskoposluk merkezlerinden biri olmuştur. Ancak ilerleyen dönemlerde salgın hastalıklar, savaşlar nedeniyle nüfusu azalan Patara’yı gözden düşüren etmenlerden biri, yine bir zamanlar gözde bir yerleşim hâline dönüştüren doğadır. En büyüğü 1481’de gerçekleşen depremlere, Xanthos veya günümüzdeki adıyla Eşen Çayı’nın taşıdığı kumlarla binlerce yıl içinde Patara Koyu’nu tamamen doldurması eklenince limanını yitiren kent de önemini kaybetmiş ve kaderine terk edilmiştir.

Noel Baba Burada Doğdu

Tüm dünyada Noel Baba adıyla bilinen Aziz Nikolaos ile en çok özdeşleşen yerleşim, piskoposluk yaptığı ve kendi adını taşıyan kilise ile mezarının bulunduğu Demre olmakla birlikte; Aziz Nikolaos’un doğduğu ve hayatının önemli bölümünü geçirdiği yer Patara’dır. Ayrıca Hristiyanlığın yayılmasında en önemli rollerden birini üstlenen Aziz Paul da Roma’ya gitmek için gemiye buradan binmiştir. Bizans Dönemi’nde piskoposluk merkezi olan Patara’nın önemini gösteren olaylardan biri, Patara Piskoposu’nun Hristiyanlık açısından belirleyici kararların alındığı İznik Konsili’ne Likya adına katılmasıdır.

Antik Kentin İzleri

Patara Örenyeri’nde ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdikleri yapılardan biri, Hadrianus Dönemi’nde inşa edilen ve Anadolu’dan Roma’ya gönderilecek tahılların burada depolandığının da kanıtlarından olan “Granarium” yani Tahıl Deposu. Patara’nın en eski yerleşim yeri olan Tepecik Akropolü’ndeki “Saray”, Likya Birliği toplantılarının gerçekleştirildiği “Meclis Binası”, 5.000 kişilik “Tiyatro”, “Korinth Tapınağı”, “Vespasian Hamamı” ve “Sütunlu Cadde” kumlardan nasibini alarak bir bölümü kaybolan antik kentte görülebilecek kalıntılardan birkaçı.

Antik Dönemin Gemisi: Abora-IV

4 m uzunluğunda ve tamamen kamıştan yapılan antik gemi replikası ‘Abora-IV’, sergilenmek üzere 2019 yılında Patara Antik Limanı’na getirildi. Alman arkeolog Dr. Dominique Görlitz’in tarafından tasarlanan ve antik dönemin gemicilik teknikleriyle inşa edilen gemi, Patara Antik Kenti’nde sergilenmeye devam ediyor.

Çölleri Aratmayan Kumsal

Patara Antik Kenti’nin ihtişamını da yanına alan 12 km uzunluğundaki Patara kumsalı ise dünyanın en güzel plajları arasında gösteriliyor. Altın rengi kumları, yumuşacık dokusu ve çölü andıran görüntüsü ile dikkat çeken Patara kumsalı, dünyada nesli tehlike altındaki caretta – carettaların en önemli yuvalama alanları arasında yer alıyor.

Load Time (S) : 0.128854