Arama

Alanya Gezi Rehberi

Antalya’nın önemli turizm merkezlerinden Alanya’yı, gelin daha yakından tanıyalım.

Alanya Arkeoloji Müzesi

Alanya Arkeoloji Müzesi, 1967 yılında Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nden getirilen Tunç ÇağıUrartu, FrigveLidya dönemlerine ait eserlerle açılmış ve sonraki yıllarda bölgedeki kazı çalışmalarından çıkan veya çeşitli yollarla müzeye getirilen eserlerle zenginleşmiş. Geniş bir koleksiyona sahip müzenin arkeoloji ve etnografya bölümleri mevcut. Ayrıca müzede, Arkaik, Klasik, Hellenistik, RomaBizans dönemlerine ait bronz, mermer, pişmiş toprak, cam ve mozaik buluntularla zengin kül kutuları ve sikke koleksiyonunun yanı sıra Selçuklu ve Osmanlıdönemlerine ait Türk-İslam Eserleri yer alıyor.

Alanya Kalesi

Muhteşem bir manzaraya sahip Alanya Kalesi, doğal korunaklı konumu sayesinde Anadolu’daki yüzlerce kaleden bugüne kadar ayakta kalabilmiş en iyi Ortaçağ kalelerinden biri. İçindeki 400’e yakın sarnıcı, süslü kapıları, 140 burcu, 6,5 kilometreyi bulan surları ile açık hava müzesi niteliği taşıyan kaleden, Kleopatra ve Keykubat Plajları’nı, limanı, Cilvarda Burnu’nu da kuşbakışı izleyebilirsiniz. Zamana meydan okuyan dayanıklılığı ve eşsiz mimarisi ile ziyaretçilerini büyüleyen kalenin girişinde, hatıra olarak satın alabileceğiniz her türlü hediyelik eşya mevcut.  

Alara Han

1231-1232 yıllarında Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad tarafından yaptırılan Alara Han,  Alara Çayı kenarına kurulu. Giriş bölümü kare planlı küçük bir avlu şeklinde tasarlanan han, Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunması ve Selçuklu Mimarisini en iyi şekilde yansıtan yapılardan biri olma özelliği ile görülmeye değer. Restore edilen han, ziyaretçilere açık olup günümüzde restoran olarak hizmet veriyor. 

Damlataş Mağarası

1948 yılında, liman inşaatında kullanılacak taş için ocak açılması sırasında bulunan mağaranın giriş kısmında 50 metrelik bir geçit bulunuyor. Yüksekliği 15 metreyi bulan geçitten sonra silindirik bir boşluğa gelinerek mağaranın tabanına inilir. Sarkıt ve dikitleri 15 bin yılda oluşan mağaraya, sarkıtlardan damlamaya devam eden su damlaları nedeniyle Damlataş adı verilmiş. Yerli ve yabancı turistlerin gözdesi Damlataş Mağarası, sıra dışı özelliklerinin yanı sıra astım hastalarına iyi gelen havasıyla da ünlü. 

Dim Mağarası

1998 yılında açılan mağara, Türkiye’nin ziyarete açılan 2. büyük mağarası. Bir milyon yıl yaşında olduğu tahmin edilen mağaranın iki ayrı koldan dağın içinde ilerleyen kollarından biri 50, diğeri 360 metre. Sarkıt ve dikitlerden oluşan mağaranın dip kısmında da küçük bir göl yer alıyor. Kendinizi adeta fantastik bir film setindeymiş gibi hissedeceğiniz mağarayı gezdikten sonra, yamaçtan yürüyerek Dim Çayı vadisine de gidilebilirsiniz.